Dr.Ahmet OZANSOY - Maliye Başmüfettişi
Dr.Ahmet OZANSOY
 
Haber Ve Duyurular
Döviz Kurları
Hava Durumu
Hızlı İletişim
Makaleler \ Gündem Yazıları
EŞİTLİK
 

EŞİTLİK

                                                                                              Dr. Ahmet OZANSOY
Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu !
                              Kur’an-ı Kerim (Zümer:9)
 
1.                 Giriş*
Eşitlik; Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde; “iki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet” olarak tanımlanmaktadır.[1] Eşitlik kavramı hukuk, sosyoloji, felsefe, ahlak ve matematik gibi pek çok alanda kullanılır fakat her bir dalda ifade ettiği anlam birbiriyle aynı değildir. Hukuki bakımdan eşitlik, kanunlarla belirlenen emir ve yasakların kişisel ve toplumsal durumdan bağımsız olarak herkes için aynı olması gereğine işaret eder. Ülkemizde 1982 Anayasası’nın 10’uncu maddesinde “Herkes; dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” denilmek suretiyle eşitlik ilkesi hayat bulmuştur. Sosyolojik anlamda eşitlik; fiziksel ya da düşünsel farklılıkları ne olursa olsun insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar bakımından ayrım bulunmamasını ifade eder.[2] Ahlaki anlamda eşitlikten,  herkese hakkını verme, hak tanıma ve hakkaniyet anlaşılır.[3] Matematiksel anlamda eşitlik, aynı cinsten iki ya da daha fazla değer ya da değerler kümesinin, niceliklerinin birbiriyle aynı olmasıdır. Felsefe ise eşitliği mutlak ve göreli eşitlik şeklinde ayırarak inceler. Mutlak eşitlik bütün varlıkların yapılarının ve özelliklerinin birbirine eşit olma halini ifade ederken, göreceli eşitlikte her varlık türünün kendi niceliğinin ve niteliğinin birbirine eşitliği söz konusudur.[4] Dikkat edilirse matematiksel ve felsefi eşitlik kavramları aslında aynı gerçekliğin ifadesinden ibarettir. Bu gerçeklik, “aynı cinsten” varlıkların birbiriyle eşitliğinin söz konusu olabileceğidir.
2.                 Adalet ve Eşitlik İlişkisi
Eşitlik kavramı; maddeler, olgular (renk, ses, biçim, tat vs.), hayvanlar ya da insanlar arasında kullanılabilir. İnsanlar arası kullanımda genellikle adalet kavramıyla eşitlik kavramı birbiriyle karıştırılır. Eşitlik ve adalet kavramları birbirleriyle ilişkili kavramlar olmakla birlikte katiyen aynı anlamda iki kavram değildir. Birbirinden bağımsız iki ayrı şeyin bütün özelliklerinin birbiriyle aynı olması eşitlik durumudur ve en ufak bir farklılık bile eşitliği bozar.[5] Doğada bulunan nesnelerin ya da canlıların hemen hiç biri mutlak eşit değildir. Örneğin dünyada birbirinin eşiti olan iki dağ, iki ırmak, iki insan yoktur. Bu nedenle esas olan göreceli eşitliktir. Göreceli eşitliği sağlayan şey de “fırsat eşitliği”dir. Fırsat eşitliği; sunulan olanaklardan herkesin ayrım yapılmaksızın eşit biçimde yararlanmasıdır.[6] İnsanlar arası eşitlik denilince kastedilen 2 olgu vardır: Birincisi “insan olmak” ortak paydası nedeniyle herkesin yaşam hakkı, sağlık hakkı, düşünce hakkı, beslenme hakkı vs. gibi haklarda eşitliği; ikincisi de toplumun bireye sunduğu olanaklardan faydalanma da “fırsat eşitliği”. Bunun içindir ki hukuki eşitlik de, herkesin eşit olmasını değil, aynı durumda olanların aynı hak ve yükümlülüklere sahip olmasını ifade eder. Komünist ideolojide dahi savunulan, sadece insan olmaktan kaynaklanan hakların (yaşama, beslenme, barınma vs.) sağlanmasından sonra “herkesin eşitliği” değil, kamu kaynaklarının kullanımında “fırsat eşitliği” ilkesidir.
Fırsat eşitliği ilkesini şöyle örneklendirebiliriz: İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini bitirenlerin diplomaları eşdeğerdir. Her bir diploma sahibi aynı iş sınavlarına girme hakkına (fırsatına) sahiptir. Ancak girenlerin bir kısmı çok çalışacak, bir kısmı az çalışacak, bir kısmı da hiç çalışmayacaktır. Performanslarındaki farklılığa bağlı olarak kazanacakları sınavlar da farklılaşacaktır. Ancak başlangıçta herkes eşittir. Daha sonra; kazanılan sınav, edinilen yetenekler, alınan eğitim vs. açılarından farklılaşacaklardır.  
Kanun önünde eşitlik ilkesi herkesin her yönden aynı hükümlere bağlı olması anlamına gelmez; benzer nitelikte bulunan özdeş durumların yasalarca aynı işleme tâbi tutulması anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi vermiş olduğu bir kararda; “anayasada öngörülen eşitlik herkesin aynı hak ve yükümlülüklere sahip olması anlamında değildir. Eşitlik her yönüyle aynı hukuki durumda olanlar arasında söz konusudur.” demiştir. Hukuk felsefesinde buna “eşitlerin eşitliği” denilmektedir.[7]
Bu yönüyle eşit durumda olmayan insanların eşit hak ve yükümlülüklere sahip olması “adaletsiz” bir durumdur. Nitekim tüm ilahi dinlerde de insanlar arasında “eşitlikle değil adaletle hükmedilmesi” emredilmiştir. Ahlak kurallarında da aynı ilke geçerlidir. Örneğin sınava giren tüm öğrencilere aynı notun verilmesi eşitliği sağlar ama adaleti sağlamaz. Aslolan herkese aynı notu vermek değil, herkesin cevaplarını aynı ilkeler doğrultusunda objektif olarak ve adaletli şekilde değerlendirmektir. Aksi takdirde sınav yapmanın anlamı yoktur. Herkese aynı notun verilmesi gerektiğini (eşitliği) kabul edecek olursak, çalışan ve emek veren öğrenci ile tembellik yapan öğrenci arasındaki adalet duygusunu sarsmış oluruz.
Örneklemek gerekirse;
a.       “üniversite sınavına giren her öğrenci, aynı yeri kazansın ki, eşitlik olsun”
b.      “dizel araçla benzinli aracın her ikisine de aynı benzini koyalım ki, eşitlik olsun”
c.       “tüm iktisadi ve idari bilimler fakültesinde okuyanlar aynı dersleri görüyor, o halde ya herkese Boğaziçi Üniversitesi diploması verilsin, ya da YÖK herkese aynı diplomayı versin ki, eşitlik olsun”
d.      “120 kiloluk adamla 65 kiloluk adama aynı elbiseyi giydirelim ki, eşitlik olsun”
e.        “KPSS sınavında 90 alıp 400 kişinin girdiği sınavda ilk 10’a girerek A kurumuna “uzman” olan şahıs ile KPSS sınavında 70 alıp 500 kişinin girdiği sınavda ilk 200’e girip B kurumuna “uzman” olan şahsa aynı ücret verilsin ki, eşitlik olsun”
f.       “Mercedes arabadır, Geely de arabadır, o halde fiyatları eşit olsun”
g.      “A Kurumunda çalışan ‘memur’ ile aynı kurumda çalışan ‘uzman’ eşit değil. O halde önce memurun adını ‘uzman’ olarak değiştirelim, sonra da ikisi de uzman olduğu için ücretlerini eşitleyelim ki, eşitlik olsun”
h.      “şu adamın adı Ali, öteki adamın adı da Ali, o halde bunlar eşittir, aynı kişidir”
i.        “A kurumundaki uzman ile B kurumundaki uzmanın isimleri eşit olduğuna göre işleri de eşittir”
j.        “1 milyar lira yatırım yapan işadamı ile 1 milyon ile yatırım yapan işadamının her ikisi de işadamı olduğuna göre kazançları da eşit olsun”
önermeleri yanlıştır ve düpedüz adaletsizdir. İsimlerin aynı olması işlevlerin de aynı olduğu anlamına gelmez. Örneğin iki farklı enstrümanda 261,2 Hz frekansında çıkan sesler birbirine eşittir ve “do” sesidir. 4186 Hz frekansındaki notanın da adı “do”dur ancak bu iki frekanstaki sesler birbirinin eşiti değildir. 4186 Hz’lik bu nota 261.6 Hz’lik “do” notasının 4 oktav üstündedir.
3.                  Sonuç
Günümüzde insanı insandan ayıran ve farklılaştıran unsur; ortaçağda olduğu gibi ırkı, rengi, cinsiyeti vs. gibi fiziksel özellikleri değil, bilgi birikimidir. İşçiyi doktordan, hukukçuyu ekonomistten, öğretmeni itfaiyeciden ayıran özellik yaşamları boyunca aldıkları eğitim ve dolayısıyla geliştirdikleri veya geliştiremedikleri bilgi birikimleri arasındaki niceliksel ve niteliksel farktır.[8]
Son söz: Takvada eşitlik olmaz.[9]


* Bu makaledeki görüşler yazarına ait olup çalıştığı Kurum’u bağlamaz, yazarın çalıştığı Kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz.
[6]http://tdk.org.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=fırsat eşitliği&EskiSoz=eşitlik&GeriDon=2, 02/12/2011
[9] Kur’an-ı Kerim: El-Hücurat Suresi, 13.Ayet.
Anahtar Kelimeler:
© 2012 Dr.Ahmet Ozansoy - Tüm Hakları Saklıdır.